Atatürk ve Çocuk

Bir Çocuğa İnanmak, Geleceğe İnanmaktır

Bir çocuğa baktığımızda ne görürüz?

Büyümesini bekleyen küçük bir insan mı?

Yoksa bugün düşünen, bugün hisseden, bugün merak eden, bugün dünyaya kendi gözleriyle bakan bir birey mi?

Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara yaklaşımında güçlü bir gelecek düşüncesi vardır. Ancak bu düşüncenin merkezinde yalnızca yarının yetişkinleri yoktur.

Bugünün çocukları vardır.

Merak eden, soru soran, öğrenen, hayal kuran, üreten ve kendine özgü bir dünyası olan çocuklar…

Atatürk’ün çocuklara verdiği değer; Cumhuriyet’in eğitim, bilim ve çağdaşlaşma idealinin de en anlamlı parçalarından biridir.

Çünkü bir ülkenin geleceğini kurmanın yollarından biri, çocukların bugün nasıl büyüdüğüne dikkatle bakmaktan geçer.

Onlara söz vermekten…

Sorularını duymaktan…

Meraklarını korumaktan…

Ve en önemlisi, onlara güvenmekten.

Maya Okulları öğrencileri sınıfta birlikte çalışıyor
Maya Okulları öğrencileri kendi tasarladıkları balon modelini hazırlıyor

Atatürk Çocuklara Neden Bu Kadar Değer Veriyordu?

Atatürk’ün çocuk sevgisini yalnızca çocuklarla çekilmiş fotoğraflarında ya da onlarla kurduğu sıcak ilişkide aramak eksik kalır.

Onun çocuklara yaklaşımının merkezinde çok daha güçlü bir düşünce vardır:

Çocuğa güvenmek.

Yurt gezilerinde çocuklarla konuşması, onların eğitimleriyle ilgilenmesi ve düşüncelerini dinlemesi; çocukların toplumun kıymetli bireyleri olarak görülmesinin günlük yaşamdaki yansımalarıdır.

Çünkü çocuk bazen yetişkinlerin düşündüğünden çok daha fazlasını görür.

Bazen küçücük bir soruyla büyük bir meseleyi fark eder.

Bazen hiç aklımıza gelmeyen bir yerden dünyaya bakar.

Bazen de yalnızca kendisine alan açılmasını bekler.

Bugün çocuk merkezli eğitim anlayışının temelinde yer alan pek çok yaklaşım da aynı noktaya çıkar:

Çocuğu tanımak.

Onu dinlemek.

Merakını ciddiye almak.

Farklılıklarını görmek.

Kendi deneyimini yaşayabileceği alanlar oluşturmak.

Maya Okulları’nda da çocuk; sorar, dener, araştırır, yanılır, yeniden dener, düşünür ve kendi öğrenme yolculuğunun aktif bir parçası olur.

Çünkü Maya’da bir bildiğimiz var:

Çocuk, kendisine alan açıldığında bize dünyaya bakmanın yepyeni yollarını gösterebilir.

23 Nisan: Bir Bayramdan Daha Fazlası

23 Nisan 1920…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı, millî egemenliğin tarihimizde güçlü bir karşılık bulduğu gün.

Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklarla buluşturması ise Cumhuriyet’in geleceğiyle çocuklar arasında kurulan çok özel bir bağdır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, çocuklara verilen değerin, duyulan güvenin ve geleceğe ilişkin umudun simgesidir.

Atatürk’ün çocuklara yönelik en çok hatırlanan sözlerinden biri bu güveni güçlü biçimde anlatır: “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.”

Bu sözlerde çocuklara verilmiş büyük bir mesaj vardır:

Sizi görüyoruz.

Size güveniyoruz.

Düşünceniz kıymetli.

Bu dünyanın içinde sizin de sözünüz var.

Belki de 23 Nisan’ın en güzel tarafı tam olarak budur.

Çocuklara yalnızca bir bayram armağan etmekten öte, onlara “Bu ülkenin hikâyesinde sizin de yeriniz var.” diyebilmektir.

Maya Okulları öğrencilerinin 23 Nisan için hazırladığı resimlerden oluşan sergi

Önce Çocuk

Maya Okulları’nın eğitim anlayışının merkezinde çok yalın ama güçlü bir bakış vardır:

Önce çocuk.

Çünkü her çocuk bir öğrenci olmadan önce kendine özgü bir insandır.

Bir mizacı vardır.

Bir ritmi vardır.

Bir merakı vardır.

Bazıları hemen konuşur.

Bazıları önce izler.

Bazıları dokunarak öğrenir.

Bazıları yüzlerce soru sorar.

Bazıları uzun uzun düşünüp tek bir soru sorar.

Bizim için eğitim, bütün çocukları aynı yoldan yürütmekten çok, her çocuğun kendi yolunu keşfedebileceği imkânları çoğaltmaktır.

Çocuğu tanımak bu yüzden önemlidir.

Mizacını fark etmek…

Güçlü yönlerini görmek…

Merakının peşinden gitmesine alan açmak…

Ve ona kendi öğrenme yolculuğunda söz hakkı vermek…

Çünkü çocuk bize kendisini anlatır.

Yeter ki biz bakmayı ve dinlemeyi bilelim.

Maya Okulları öğrencileri etkinlik alanında birlikte üretiyor

Atatürk’ün Çocuklara Bıraktığı En Büyük Miras

Atatürk’ün çocuklara verdiği değer yalnızca geçmişe ait güzel bir hatıra değildir.

Bugün hâlâ bize güçlü bir sorumluluk hatırlatır.

Çocuklara iyi bir eğitim sunmak; onların merakını korumak, soru sormasına alan açmak, aklını kullanmasını desteklemek, bilimle buluşturmak, kendi düşüncesini ifade etmesine fırsat vermek, başka düşünceleri dinlemeyi öğretmek ve kendi gücünü fark etmesini sağlamaktır.

Maya Okulları olarak Atatürk’ün çocuklara duyduğu güveni, çocukların kendilerine duydukları güvene dönüştürmeyi önemsiyoruz.

Çünkü bir çocuğa “Sen yapabilirsin.” demenin pek çok yolu vardır.

Bazen ona cevap vermek yerine düşünmesi için zaman tanımaktır.

Bazen bir fikrini gerçekten dinlemektir.

Bazen “Sence?” diye sormaktır.

Bazen de yalnızca yanında durmaktır.

Ve bir bildiğimiz var:

Bir çocuğa inanmak, geleceğe inanmanın en güzel hâlidir.

Maya Atatürk Yolunda

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlere verdiği değeri, eğitim anlayışını ve öğretmene yüklediği sorumluluğu keşfedin.

Keşfedin →

Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukluğundan eğitim hayatına, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan yaşamını Maya Okulları Atatürk Köşesi’nde keşfedin.

Keşfedin →

Atatürk’ün eğitime, bilime ve çağdaş öğrenmeye verdiği önemi; bu ilkelerin Maya Okullarının eğitim anlayışındaki karşılığını keşfedin.

Keşfedin →

Sıkça Sorulan Sorular

Atatürk çocuklara neden önem veriyordu?

Atatürk, çocukları Cumhuriyet’in geleceğini şekillendirecek bireyler olarak görüyor; onların eğitimine, gelişimine, akıl ve bilimle yetişmesine büyük önem veriyordu. Çocuklara yaklaşımındaki temel düşüncelerden biri, onlara güvenmek ve sorumluluk alabilecekleri bir gelecek hazırlamaktı.

23 Nisan 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve millî egemenliğin tarihimizde güçlü bir karşılık bulduğu gündür. Atatürk’ün bu günü çocuklara armağan etmesi, Cumhuriyet’in geleceği ile çocuklar arasında kurulan güçlü bağın simgesidir.

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu tarih daha sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile birlikte anıldı; 1929’dan itibaren Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Atatürk’ün çocuklara yönelik en çok hatırlanan ifadelerinden biri: “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız.”

Bu ifade, Atatürk’ün çocuklara duyduğu güveni ve geleceğe ilişkin umudunu güçlü biçimde yansıtır.

Maya Okulları’nda çocuk; mizacı, merakı, duyguları, güçlü yönleri, ilgi alanları ve kendine özgü öğrenme biçimiyle bir bütün olarak görülür. Çocuğun öğrenme sürecine aktif katılımı, soru sorması, deneyimlemesi, kendisini ifade etmesi ve zaman içinde kendi öğrenmesinin sorumluluğunu üstlenmesi desteklenir.

Çünkü Maya’da önce çocuk vardır.

Ve bir bildiğimiz var:

Her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen kendine özgü bir dünya vardır.