Sizden Gelenler

1. İlköğretimde her yıl İngilizce Öğretmeninin değişmesi uygun mudur? Aynı öğretmenin devam etmesi daha mı doğru olur?

Yabancı dil öğretmeninin her yıl değişmesinin birçok açıdan doğru bir uygulama olduğu kanısındayız. Öğrencinin farklı öğretmenler görmesi, dil öğrenme konusunda daha geniş bir öğrenme menüsü yaratmasını sağlar. Tek bir öğretmenin sunacağı belirli etkinlik ve ödev dağarcığının ötesine geçerek çok sesli çok boyutlu bir öğrenme repertuarı geliştirmek, çocuklarımızın dille olan etkileşiminin derinliğini de belirleyecektir. Başarıyı şansa veya tesadüfe bırakmamak adına, çocuklarımızı farklı öğretmenlere emanet etmemiz en doğrusudur. Bu sebeple; Maya Okulları’nda bir öğretmen bir sınıfa en fazla iki yıl girer.

2. Yaz tatilinde çocuğumun İngilizce gelişimini desteklemek için neler yapmalıyım?

Üç aya yakın bir süre İngilizce öğrenimine ara vermek, dil gelişimini büyük ölçüde zedelemektedir. Bu anlamda yazın çocuğunuzu özellikle bolca okuma ve dinleme etkinliklerine maruz bırakmalısınız. Dinleme ve okuma metinleri, çocuğunuzun İngilizce seviyesinin “biraz” üzerinde olmalıdır ve aynı zamanda anlaşılır olmalıdır. Başka bir deyişle, hafif zor fakat anlaşılır olan dinleme ve okuma metinleri, düzenli bir biçimde kullanılmalıdır. Bir haftalık bir ara bile, büyük kayıplara sebep olmaktadır. O halde ne yapmalıyız?

Okuma için:

• İngilizce hikâye kitaplarını düzenli bir biçimde okutunuz. Anlamını ve telaffuzunu bilmediğiniz kelimeleri öğrenmek ve çocuğunuza sunmak için internette bulunan resmi kaynaklı İngilizce sözlüklere başvurabilirsiniz.

• Aynı zamanda Raz+ (Plus) gibi internet tabanlı hikâye kaynakları hem görsel destek hem dinleme hem de okuma yapmak açısından oldukça faydalıdır. Bu kıymetli yazılımı kullanırken yine çevrimiçi sözlüklerden yardım alabilirsiniz.

• Bu kaynaklara maruz kalma süresini gün aşırı, günlük 15-20 dakika olarak planlayınız. Yani çocuğunuz haftada üç dört gün, yirmişer dakika dinleme yapmalıdır.

• Tüm kelimeleri anlamasını, tüm yapıları bilmesini beklemeyeceğiz; önemli olan, hedef dile maruz kalması ve İngilizce için “kulağını geliştirmesidir”.

Dinleme için:

• YouTube, Raz+(Plus), British Council Kids/Teens sitesinde yer alan içerikler, bizler için mükemmel kaynaklardır. YouTube’da çocuğunuzun anlayabileceği, alt yazısı olan ve elbette pedagojik sınırlar içinde olan her türlü içeriği kullanabilirsiniz.

• Şarkılar, çocuğunuzun sevdiği çizgi filmler, eğlenceli videolar ve benzeri tüm içeriği kullanabilirsiniz.

• Video süreleri 10-15 dakikayı geçmemelidir.

• Aynı videoyu birden fazla defa kullanmanız çok çok önemlidir. Aynı videoya birden fazla maruz kalmak, güçlü bir edinim sürecini pekiştirecektir.

• Yöntem: Bir videoyu bir iki kere dinledikten sonra, İngilizce alt yazısı açık bir biçimde sesini kısınız ve bu videoya çocuğunuzla birlikte dublaj yapınız. Dublaj yapmak, sadece dinleme becerilerini pekiştirmeyecek, aynı zamanda çocuğunuzun telaffuz becerilerini de geliştirecektir.

• Bu dinleme kaynaklarına maruz kalma süresini gün aşırı, günlük 15-20 dakika olarak planlayınız. Yani çocuğunuz haftada üç dört gün, yirmişer dakika dinleme yapmalıdır.

3. Çocuklarımıza İngilizce öğrenirken evde somut olarak nasıl yardımcı olabiliriz?

Yapacağınız temel görev; çocuğunuzun ödevlerini dikkatini dağıtmadan yapmış olmasını gözetmektir. Ödevlerini günlük olarak kontrol edin, eksik bıraktığı yerler olmadığına özen gösterin. Eğer çocuğunuzun öğrendiği İngilizce seviyesi, sizin İngilizce yeterliğiniz dâhilindeyse, çocuğunuz ödevini yaparken aşağıda detayları verilen “kanıya vardırma” yöntemini kullanınız.

Kanıya vardırma, basit ifadeyle “öğrenmeyi soru sorarak yönlendirmek” ve keşif yaptırmak demektir. Öğrencinin odaktaki konuyu anlaması açısından üç adımda gerçekleşir.

Örnek: Boşluk doldurma etkinliğinde öğrenci “am”, “is”, “are” tercihi yapması beklenmektedir.

1. Açık uçlu soru sormak: Sence bu boşluğa ne gelmeli?:

Eğer öğrenci kanıya varamazsa:

2. Çok seçenekli soru sormak: Sence bu boşluğa, “is” mi “are” mı gelecek?

Eğer öğrenci hâlâ kanıya varamazsa:

3. Tek seçenekli soru sormak: Sence buraya “is” mi gelecek?

Tek seçenekli soruyla yanıtı bulan çocuk, bu etkinliği kendi becerileriyle yaptığını düşünür ve öz-yeterliği zedelenmeden öğrenme sürecini pekiştirir. İngilizce seviyeniz çocuğunuzun ödev yapması sürecinde ona yardım etmek için yetersizse, çocuğunuza doğru kaynakları bulması ve bunlardan yararlanması konusunda yardımcı olabilirsiniz. Kelimelerin anlamını bilmiyorsa, beraber sözlüğe bakabilirsiniz; sözlük kullanmayı öğrenmesi, çok önemli bir beceridir. Bir yazma metni üretiyorsa, Türkçe de olsa fikir bulması konusunda onunla birlikte beyin fırtınası yapabilirsiniz. Ödevinde anlamadığı noktaları, not almasını sağlayarak öğretmenine tam olarak hangi konuda danışacağı hususunda onu yönlendirebilirsiniz. Özetle; İngilizce bilmiyor olsanız da çocuğunuzun yanında olarak öğrenme sürecinde yolunu bulması için her zaman destek olabilirsiniz.

4. Evde çalışmasına yardım etmek istiyorum ama İngilizce dersinde ne yapıyor, ne yapmam gerekiyor bilmiyorum. Nasıl çalıştıracağım, ne yapacağım konusunda net bilgi istiyorum. Oyun oynatın gibi bir açıklama yetmiyor. Ne oynatacağım? Nasıl oynatacağım? Aktiviteleri net olarak bilmek istiyorum. Ben evde oyun bulamıyorum.

Çocuğunuzun İngilizce dersinde neler yaptığını; cuma günleri size gönderdiğimiz ödev kağıtlarından, haftalık bilgilendirmelerden, ders kitaplarından ve çocuğunuzun defterinden takip edebilir, daha detaylı bilgi almak için öğretmenlerimizle her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Çocuğunuza ders çalıştırırken benimseyeceğiniz en güzel yöntem “kanıya vardırma” tekniğidir. İngilizce ödevini yapan çocuğunuzun yanında oturun ve onu gözlemleyin. Sadece size danışmak istediği zaman sürece dahil olun ve sorularını soruyla yanıtlayın. “Çocuklarımıza İngilizce öğrenirken evde somut olarak nasıl yardımcı olabiliriz?” başlığında anlatıldığı gibi soru sorarak çocuğunuzun bilgiyi keşfetmesine yardımcı olunuz. Yine de bazı durumlarda bu yöntem de işe yaramayacaktır. Gelin; aşağıda belli başlı durumları vaka olarak ele alıp sizin rolünüzün ne olması gerektiğini analiz edelim:

1. “Ben bu kelimeyi bilmiyorum!” Vakası: Özellikle bilişsel olarak “alan bağımlı” dediğimiz öğrenci türü, bilmediği bir kelime olduğu zaman kaygı duyar ve rahatsız olur. Alan bağımlı öğrenci profili; detaylara bakmayı seven, ayrıntıları görebilen ve etkileşime girdiği dinleme veya okuma metnindeki tüm kelimeleri bilmek isteyen öğrencidir ve genelde dil öğreniminde başarılı olur. Çocuğunuz bir kelimeyi bilmediği zaman kaygı duyuyorsa;
   a. Onunla birlikte sözlük taraması yapın. Küçük çocuklar sözlüğe tek başlarına bakmayı sevmez, bakınca da çoğunlukla odaklarını kaybedip ne yapıyor olduklarını unuturlar.
   b. Kelimenin geçtiği cümleyi birkaç kere okumasını sağlayarak tahmin etmesini sağlayın ve tahminini sözlükten kontrol etme işini oyuna çevirerek motivasyonunu yükseltin.

2. “Ben bu cümleyi anlamadım!” Vakası: Bazı okuma metinlerinde çocuğunuzun anlamakta zorlanacağı cümleler veya ifadeler olabilir. Unutmayınız; dil öğretimi çocuğun seviyesinin bir tık üzerindeki girdiyle etkileşime girmesi sonucu oluşur. Bu anlamda okuma ve dinleme metinlerinin biraz zor olması kötü değil, aksine zaruridir. Çocuğunuz bir ifadeyi anlamadığını söylüyorsa;
   a. Ona okuma veya dinleme metinindeki anlam bütününü sorun: Bu metin neyle alakalı? Bu hikâyede ne oluyor? Bütünü görmesi ilgili ifadeyi anlamasına yardımcı olabilir.
   b. Muhtemelen anlamadığı cümle değil, içindeki bir iki kelimedir. Ona hangi kelimeleri anlayıp anlamadığını sorun. Bilmediği kelimeleri, beraber sözlükten bulun.
   c. O cümleyi yazmasını isteyin; tüm kelimeleri bildiği halde anlamıyorsa muhtemelen dikkati dağıldığı için odaklanamıyordur. Bu durumda çocuğun cümleyi dikte etmesi, dikkatini pekiştirecektir.
   d. Okuma yaparken, lütfen çocuğunuzdan sesli okuma yapmasını istemeyiniz. Okuma, sessiz yapılan bireysel bir eylemdir ve sesli okuma işlemi sadece telaffuz öğretimi için kullanılır.

3.“Dinleme metninde söyleneni anlamıyorum!” Vakası: Maya Okulları’nda sadece İngiliz ve Amerikan aksanlarını öğretmiyoruz; bu çocuklarımızı belirli bir diyalekte hapsetmek olurdu. Bazı dinleme metinlerindeki sesletimi çocuğunuz anlamayabilir. Eğer böyle bir sorun yaşadıysa ve o kelimeye takılıyorsa:
Yazma ödevi: Bir davet e-postası yazmak, olsun:
   a. Siz anladıysanız lütfen ona ne olduğunu söyleyin ve bir kere daha dinleyerek ses-kelime kodlamasını yapmasını sağlayın.
   b. Muhtemelen anlamadığı cümle değil, içindeki bir iki kelimedir. Ona hangi kelimeleri anlayıp anlamadığını sorun. Bilmediği kelimeleri, beraber sözlükten bulun.
   c. Eğer siz de anlamadıysanız; biraz teknolojik destek günü kurtarmanızı sağlayacaktır. Telefonunuzun ‘Siri, vb.’ gibi asistan programına dinleterek o ifadeyi yazılı olarak görebilirsiniz. Ayrıca internette kolayca bulabileceğiniz “Speech to Text” isimli programları indirerek sözlü metni yazılı metne MS Word programında dönüştürebilirsiniz. Tüm bunlar işe yaramazsa, öğretmenimize küçük bir not yazarak o dinleme metninin “yazılı versiyonunu” eve isteyebilir ve ödevi bir gün sonra tamamlayabilirsiniz.

4.“Bir mektup/vs yazacağım ama aklıma hiçbir şey gelmiyor!” Vakası: Yazma becerileri, tüm dillerde geliştirmesi en zor yeterliktir; çoğunlukla konuşmanın böyle olduğu sanılsa da. Çocuğunuz yazmak için fikir bulamıyorsa, onunla “beyin fırtınası” yaparak önce küçük notlar almasını sağlayın. Beyin fırtınası aşağıdaki aşamalarla yapılır.
   a. Kime yazıyorsun? Neden yazıyorsun? Yazdığın kişiyi nereye davet edeceksin? Ne zaman gelmelerini istiyorsun? Türevinde sorular sorarak çocuğunuzun içeriği çerçevelemesini sağlayabilirsiniz. Aslında beyin fırtınası yapmak, oldukça kolaydır: Çocuğunuza söylemek istediğiniz her şeyi soruya çevirin ve onun keşfetmesini pekiştirin.
   b. Unutmayınız: Gerek yazma gerekse diğer ödev türlerinde, amacımız çocuğun mükemmel ve hatasız bir iş çıkarması değil; aksine bolca HATA yapmasıdır. Hata yapmıyorsa öğrenmiyordur. Hata yapmıyorsa risk almıyordur ve risk almıyorsa sahip olduğu dil becerilerinin üzerine yeni ifadeler ve söz varlığı eklemiyordur. Hata yapıyor olması çocuğunuzun deniyor olduğu anlamına gelir ki bu, bizler için çok kıymetlidir.
   c. Yazma işi bittikten sonra bir süre dinlenmesini sağlayın; dikkatini başka bir işe versin. Bu süreçte yazı demlenecektir. Sonra tekrar yazı işinin başına oturarak okumasını ve olası hataları görerek onları düzeltmesini sağlayınız. Felsefemiz çok basit; bilgi ve beceriyi “kaşıkla ağzına sunarsak” öğrenme gerçekleşmez, öz-yeterlik pekişmez. Keşfetmesini sağlarsak bilgi ve beceriler, çocuğumuzun kişiliğinin bir parçası oluverir.
   d. Yeter ki sabırlı olunuz. Siz keyif alıp heyecanlandıkça o da aynı duyguları hissedecektir. Öte yandan, sizin kaygınız da bulaşıcıdır ve bu kaygı dil öğrenme sürecine ket vurur.

5. Dil öğretirken bilmediği kelimeyi nasıl öğretmeliyiz? İngilizce-Türkçe veya İngilizce- İngilizce sözlük kullanımı olumsuz etkiler mi?

Bir kelimeyi nasıl öğretmeliyiz? Çocuğunuzun bir kelimeyi biliyor olması için o kelimeyle ilgili en az üç şeyi bilmesi gerekir:
   a. Anlam
   b. Telaffuz
   c. Yazılış

Küçük yaşlarda yeni bir kelimeyle karşılaşınca, bu üçünü de çocuğunuzla birlikte çalışırken şu bilgiler sizin ana tutumunuzu belirlemelidir:
   a. Ben bu kelimeyi nasıl somutlaştırabilirim? Eğer somut bir kelimeyse, temsil ettiği nesneyi çalışma masasına getirin.
   b. Eğer somut bir nesne değil de bir eylemse, birlikte ayağa kalkın ve bu kelimeyi canlandırın: Unutmayın kalıcı öğrenme için çocuğunuzun “anlamı anıya” çevirmesi gerekir. Jump için keyifle zıplayın. Run kelimesi için evde hızla birlikte kelimeyi bağırarak koşun.
   c. Eğer somut bir kelime ve eylem değilse; mesela bir zarf veya sıfat öğretiyorsanız yine canlandırma yapabilirsiniz. Tired (yorgun) için beraber yatağa düşün; Slowly için ağır çekim yürüyün. Unutmayın, tüm bu canlandırmalarda çocuğun kelimeyi söylemesini sağlayın (telaffuz için).
   d. Eğer somut bir kelime, eylem, sıfat ve zarf değilse; mesela bir edat veya proposition öğretiyorsanız, çocuğunuzla basit bir çizim yapabilirsiniz: Between (arasında) için iki kutunun arasına bir top çizebilir; with (ile, birlikte) için el ele iki çubuk adam çizebilirsiniz. Canlandırma ve çizim yöntemleriyle binlerce kelimeyi temrin edebilirsiniz.

2. “Ben bu cümleyi anlamadım!” Vakası: Bazı okuma metinlerinde çocuğunuzun anlamakta zorlanacağı cümleler veya ifadeler olabilir. Unutmayınız; dil öğretimi çocuğun seviyesinin bir tık üzerindeki girdiyle etkileşime girmesi sonucu oluşur. Bu anlamda okuma ve dinleme metinlerinin biraz zor olması kötü değil, aksine zaruridir. Çocuğunuz bir ifadeyi anlamadığını söylüyorsa;
   a. Ona okuma veya dinleme metinindeki anlam bütününü sorun: Bu metin neyle alakalı? Bu hikâyede ne oluyor? Bütünü görmesi ilgili ifadeyi anlamasına yardımcı olabilir.
   b. Muhtemelen anlamadığı cümle değil, içindeki bir iki kelimedir. Ona hangi kelimeleri anlayıp anlamadığını sorun. Bilmediği kelimeleri, beraber sözlükten bulun.
   c. O cümleyi yazmasını isteyin; tüm kelimeleri bildiği halde anlamıyorsa muhtemelen dikkati dağıldığı için odaklanamıyordur. Bu durumda çocuğun cümleyi dikte etmesi, dikkatini pekiştirecektir.
   d. Okuma yaparken, lütfen çocuğunuzdan sesli okuma yapmasını istemeyiniz. Okuma, sessiz yapılan bireysel bir eylemdir ve sesli okuma işlemi sadece telaffuz öğretimi için kullanılır.
   e. Daha ileri yaş seviyelerine doğru çocuğumuzun sözlük kullanma becerilerini iyice öğrenmiş olmasından emin olmalıyız. Özellikle tek dilli (monolingual) sözlükler, birçok örnek, telaffuz ve kullanım biçimlerini sunmaktadır ve oldukça zengin öğrenme kaynaklarıdır.
   f. Telaffuzunu ve yazılışını (spelling) bilmediğiniz kelimeler için internette bulunan onlarca sözlükten faydalanabilirsiniz.

İlkokul ikinci sınıfın sonuna değin iki dilli sözlük kullanmakta bir sakınca yok, fakat ileri yıllarda ve yaşlarda monolingual dediğimiz İngilizce sözlükler daha faydalı olacaktır. Siz yine de evde bir tane iki dilli sözlük bulundurun ve ihtiyaç halinde bu sözlükleri kullanın.

6. Tam olarak anlamasa da çizgi filmi İngilizce izlemek faydalı mıdır?

İzlediği (çizgi) filmin bir kısmını dahi anlıyor olması, mükemmel bir öğrenme fırsatı sunar, fakat hiç anlamadığı filmleri izlemesinin hiçbir faydası yoktur. Bir miktar dil aşinalığı kazanabilir; yine de çok az da olsa, belirli kelime ve kelime gruplarını yakalayabiliyor olması gerekir. Biz buna, dil edinimi alan yazınında “Comprehensible Input Hypothesis” diyoruz. Doğal dil ediniminin gerçekleşmesi için, çizgi filmin nispeten, az da olsa, anlaşılır olması elzemdir. O halde izlediği çizgi filmleri şu şekilde seçmeli ve kullanmalıyız:

   a. İngilizce altyazısı varsa muhakkak kullanın. Sevdiği bir çizgi filmin bir iki dakikalık bir bölümünün alt yazılarını çıkararak çocuğunuzla birlikte çizgi filme “dublaj” yapabilirsiniz. Bu hem çok eğlenceli bir oyundur hem de çocuğunuz için çok kıymetli bir öğrenme aracıdır; sadece dinleme değil, okuma ve konuşma becerilerini de aynı anda çalışabileceğiniz, tümleşik bir etkinliktir.
   b. Seçtiğiniz çizgi filmden bir iki ifadeyi seçerek çocuğunuza, o bölümde ne denildiğini gösterebilir ve bu sayede anlama oranını artırabilirsiniz.
   c. Çizgi filmlerden önce, içinde bolca kelime ve ifade tekrarı olan ve YouTube’da bulunan şarkıları beraber dinleyerek temel kelime bilgisini kısa zamanda arttırabilirsiniz.

7. İngilizce öğretiminde okulda 13 saat Türk öğretmenden, 2 saat native öğretmenden ders alıyorlar. Native öğretmenlerin saatinin arttırılması dil kullanımında daha etkin olmaz mı?

Aslında olmaz. Neden olmadığını gelin beraber mantıksal çıkarımlarla bulalım: İngilizce öğretmeninin çocuğun ana dilini bilmesi çok önemlidir çünkü her dil seviyesinde, çocuğun karşısına çıkacak içerikte nelerin zor veya kolay olacağını, çocuğun nerede zorlanacağını en iyi bilen öğretmenler, çocuğun ana diline hâkim öğretmenlerdir. Türk öğretmenler, İngilizce’yi tıpkı çocuklarımız gibi en temel seviyeden akademik seviyeye kadar deneyimledikleri için, bu meşakkatli yolculukta çocuklarımızın nelerle karşılaşacaklarını ve bu engelleri nasıl aşacaklarını, öncelikle bir öğrenci olarak çok iyi bilirler. Native olarak nitelendirilen yabancı öğretmenler ise, öğrenme ve öğretme süreçlerinde Türkçe’nin İngilizce üzerine etkisini, yani Transfer gerçeğini Türk öğretmenler kadar bilemezler. Maya Okulları olarak dil öğretiminin ana yükünü Türk öğretmenlerimize emanet ediyor ve kültürler arası iletişim yeterlikleri, doğal dil girdisi ve iletişimi gibi unsurları Native öğretmenlerimizle gerçekleştiriyoruz.

8. Sistem değişikliğine neden ihtiyaç duyuldu? Eski sistemde hatalı yapıldığı gözlemlenen unsurlar nelerdir?

Maya Dil Okulları’nda İngilizce öğretiminde sistem değişikliği yapılmadı. Yaptığımız şey kurum olarak doğal bir gelişim sürecinde olmaktır; bu kaçınılmazdır. Tıpkı yaşama hevesi olan bir insanın kendini geliştirmeye ihtiyaç duyması gibi, Maya Okulları da kendini geliştirmek istemektedir. Her sene gelişmek, daha iyi, daha etkin ve daha başarılı olmak zorundayız. Bu ihtiyacın bir yansıması olarak kurumsal bir dil öğretim yaklaşımı tasarladık ve adına Maya Lingua-cultural Approach dedik. Bu aşamada yaptığımız şey ise yaklaşımımızı hayata geçirmek, her geçen sene dil öğretimi konusunda kendimizi aşmaktır.

9. Öğretmenlerin mesleki gelişimleri için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Türkiye’de öğretmenlerine sürekli mesleki eğitim olanağı sunan onlarca okul vardır. Ne var ki bilim insanlarınca sunulan öğretmen eğitimi kursları, diploma programları ve hatta formatörlük eğitimi veren tek okul olduğumuzu söylemekten gurur duyuyoruz. Öğretmen eğitimlerimiz, akademik danışmanlarımız tarafından gerçekleştirilmektedir.

Kariyer temelli sürekli mesleki gelişim birimi kurduk ve amacımız; öğretmenlerimize sadece sertifika ve diploma programları sunmak değil; bu programlar sonunda öğretmenlerimize çeşitli unvanlar vererek (uzman öğretmen, formatör öğretmen, vb.) onların kurumsal kariyer planlamalarını yapmaktır. Bu anlamda, kurum kültürü ile bilimsel olanı harmanlıyor ve donanımlı bir öğretim kadrosu oluşturmaya çalışıyoruz.

Öğretmenlerimize aşağıdaki eğitimleri sunuyoruz:

   a. CETEL (Certificate of Teaching English as a Foreign Language): Yabancı dil olarak İngilizce’nin öğretimi sertifika programı; bir sene süren, yüz yüze eğitimlerin yanı sıra öğretmenlerimizin sınıf içi performanslarını gözlemleme ve dönüt verme süreçlerini içermektedir. Maya Okulları’nın tüm İngilizce öğretmenleri bu sertifika kursuna 2018-2019 yılı itibariyle başlamış bulunmaktadır.
   b. DETEL (Diploma of Teaching English as a Foreign Language): Yabancı dil olarak İngilizce’nin öğretimi diploma programı, bir yıl süren bir programdır. Öğretmenlerimiz alana dair son gelişmeleri öğrenmekte, aynı zamanda sınıf içi “eylem araştırması” denilen bir yöntemle, öğrenci özelinde gözlemledikleri dil öğretim sorunlarına bilimsel çözümler bulmak konusunda eğitilmektedir. Bu program, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında başlayacaktır.
   c. DETER (Diploma of Teacher Education and Research): Öğretmen Eğitimi ve Araştırma isimli bu diploma programı, Maya Okulları öğretmenleri arasından seçilecek bir grup öğretmeni formatör, yani öğretmen eğitmeni olarak yetiştirmeyi hedeflemektedir. Öğretmen eğitiminin kuramsal ve uygulamalı unsurları, kurumsal sistemin pekiştirilmesi, takibi ve yönetimi gibi unsurlar bu programın kapsamındadır. Bu program da, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında başlayacaktır.

Birbirinin devamı olan bu sertifika ve diploma programları, öğretmenlerimizin sürekli bir biçimde güncel ve etkin dil öğretim yöntem ve teknikleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak amacı gütmektedir.

10. Eğitim materyallerinin belirlenmesinde yeni sisteme geçiş ne kadar etkili oldu?

Büyük değişiklikler yapmak, bir eğitim sistemine yapılabilecek en büyük kötülüktür. Maya Okulları’nda kullandığımız materyallerde büyük değişiklikler olmadığını gördünüz. Birkaç okuma kitabı, eve gelen ödevlerde ufak tefek değişiklikler, içerikte yaptığımız bazı küçük düzenlemeler; hepsi bu. İşin sırrı da buradadır, diye düşünüyoruz: Elinizde dünyanın en iyi tiyatro metni olabilir, mesela Samuel Beckett’in “Godotu’u Beklerken” oyununu sahnelemek istiyorsunuz. Bu aşamada metnin ne kadar kaliteli olduğunun hiçbir anlamı yoktur çünkü iyi bir yönetmene ve oyunculara ihtiyacınız vardır. Bu analojiden hareketle, bizlerin eğitim materyallerini nereye koyduğumuzu ve onlara nasıl yaklaştığımızı anlatabiliriz. Asıl değişikliği akademik yapılanmada gerçekleştirdik.

Şöyle ki;

   a. Tüm Maya Okulları’nın dil öğretim süreçlerinden sorumlu olan üç yönetmenimiz var: Bu yönetmenlerden ikisi dil öğretimi alan doçentidir ve biri Maya Okulları’nın “İngilizce Bölüm Başkanı” olarak görevlendirilen İngilizce öğretmenidir.
   b. Akademik danışmanlar, İngilizce Bölüm Başkanı ve her Maya Okulu’nda görevlendirilen “Zümre Başkanları” ile koordineli bir biçimde çalışarak ‘yönetmenlik’ sürecini üstlenir.
   c. Oyuncularımız ise öğretmenlerdir. Sürekli prova halindeyiz. Sürekli eğitimler gerçekleştiriyoruz. Öğretmenlerimizin çocuklarımız için hazırladığı tüm etkinlikleri yönetmenler olarak satır satır okuyup eve öyle gönderiyoruz. Öğretmenlerimizin hazırladığı çalışmaları ele alarak onları nasıl daha etkili hale getirebiliriz, kaygısıyla çalışıyoruz.
   d. Bu anlamda, materyaller elbette önemli fakat tüm yatırımımızı oyuncularımıza yapıyoruz.

11. İngilizce öğrenimi için uygun gördüğünüz ölçme değerlendirme çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Çocuklarımızın İngilizce yazılı sınavları dört iletişimsel beceriyi ölçecek biçimde tasarlanmıştır. Bu iki dönem yazılı sınavları dışında, tüm Maya Okulları’nda aynı anda yapılan ortak sınavlar (üç adet) bulunmaktadır. Biz bunlara ‘Quiz’ diyoruz. Bu ortak sınavlar ile iki yazılı sınavının aritmetik ortalamasını alarak öğrenci başarısını sınıf, öğretmen ve seviye ve okul bazında dönem sonlarında değerlendirerek aşağıdaki standart protokolü uyguluyoruz:

   a. Bireysel öğrenci başarısı analizinin yapılması,
   b. Sınıf başarısının seviye ve yıllık kazanımlar anlamında analizinin yapılması,
   c. Sınıf başarısının Maya Okulları genelinde analizinin yapılması,
   d. Maya İngilizce sınav sonuçları ile öğrencilerimizin girdiği uluslararası dil sınavlarının analizinin yapılması.

Bu analizler sonucunda; eğitim ve öğretim süreçlerinin her katmanında (öğrenci, öğretmen, materyal, ölçme ve değerlendirme araçları, vb.) önlemler alınacaktır. Süreç içinde bu çalışmalar hakkında daha ayrıntılı bir biçimde bilgilendirileceksiniz.

12. Avrupa Dil Portfolyosu hakkında detaylı bilgilendirme yapabilir misiniz?

2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında Maya Öğretmenleri iş birliğiyle hazırlanan ve 2013’te Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni’nce onaylanan portfolyomuz, 2015 yılı itibariyle dijital olarak 2-8. Sınıflar düzeyinde öğrenim gören tüm öğrencilerimize uygulanmaktadır. Portfolyo, ilk dönemin başında ve 2. dönemin sonunda, zümrece belirlenen tarihte, bilgisayar laboratuvarında yılda iki kez olmak üzere uygulanır. İngilizce öğretmenleri rehberliğinde, öğrencilerimizin bireysel olarak kendilerini değerlendirmeleri sağlanır. Dijital ortamda dönem ve yıl bazında arşivlenen portfolyo göstergeleri, öğrencilerimiz ortaokuldan mezun olunca raporlanır ve bu rapor öğrencilerimizin gelişim süreçlerinin, öğretmenler, öğrenciler ve veliler tarafından izlenmesini sağlar.